Takvim
| « May 2008 » |
|---|
| Pt | Sa | Çr | Pr | Cu | Ct | Pz |
|---|
| | 1 | 2 | 3 | 4 | | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |
|
|
|
|
Her türlü ödev makale veya dersler hakkında bilgi isteklerinizi bu başlık altından yapabilirsiniz.
|
|
|
|
|
|
|
|
19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiği gündür. Ulusal bayram günümüzdür. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.
1914′de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa’nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaşta bizimle birlikte onlar yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Savaş sonunda Mondros Silah Bırakışması imzalandı. Buna göre Fransızlar Adana ve Hatay’a; İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon’a; İtalyanlar Antalya’ya yerleştiler. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar İzmir’e girdi. Böylece yurdumuz paylaşıldı. Ordularımız dağıtıldı, İstanbul Boğazı düşman gemileri ile doldu.
Trablusgarp’da Birinci Dünya Savaşı’nda Anafartalar’da düşman güçlerini yenen Mustafa Kemal bu kez yurdumuzu kurtarmak için Anadolu’ya geçmeye karar verdi. 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma Vapuru’na bindi. Bu yolculuğu General Hikmet Gerçekçi şöyle anlatıyor : «Karargah üstlerinin hemen hepsini deniz tutmuştu. Kimse kamarasından dışarı çıkamıyordu. Samsun’a az bir yolumuz kalmıştı. Herhangi bir terslik çıkmazsa, çok değil yarın sabah orada olacağımızı ümit ediyorduk, bu düşünceler içinde güvertede ellerimle küpeşte demirini tuta tuta yürümeye çalışırken O’nun kamarasından çıktığını gördüm. Sert bakışlarıyla ufka bir göz gezdirdikten sonra kaptan köşküne çıktılar. Bandırma vapurunda hemen herkesi deniz tutmuştu, oysa Mustafa Kemal dipdiriydi ve çok sağlıklıydı. Kıyı bir ana baba günü halini aldı. Gemimiz demir atınca coşkun gösteriler yükseldi. Hemen ardından geminin etrafını kayıklar aldı. Halkın bu coşkun gösterisini görünce boğazıma bir şey tıkandı, gözlerim yaşardı. Vapur 19 Mayıs sabahı Samsun Limanına yanaştı. Kemal Paşa ve arkadaşları Samsun’da sevinç gösterileri ile karşılandı.» Burada bir hafta kalan Mustafa Kemal Paşa, 27 Mayıs günü Havza’ya geldi. Çalışmalarını burada da sürdürdü.
|
|
|
|
|
|
|
|
Belirtiler;
İnatçı hiperglisemi neredeyse şeker hastalığı ile ilgili sizi uyarabilecek tüm belirtilere sebep olur.Bu belirtiler:
Sık sık idrara çıkma
Aşırı susama
Bulanık görme
Halsizlik,bitkinlik
Beklenmedik kilo kaybı
Acıkma hissidir.
Mide bulantısı
Kusma
Nefes kokusu
Erkeklerde empotans
Sık idrar yolu enfeksiyonu
Adetten kesilme
Kuru ve kaşıntılı deri
Yaraların geç iyileşmesi
Sık sık idrara çıkma (poliüri) hissi vardır.Çünkü kan şekeri yükseldiğinde böbrekler ememedikleri fazla şekeri atmak için çalışırlar.Genellikle kan glukozu 180 mg a ulaştığında idrarda glukoz atılmaya başlar (glikozüri). Uzun zamandır şeker hastası olanlarda bu seviye çok daha fazla yükselmeden idrarda glukoz çıkmayabilir.
|
|
|
|
|
|
|
|
Ailesel Akdeniz Ateşi (AAA), tekrarlayan ateş ve periton, sinoviyum veya plevra enflamasyonu ile karakterize otozomal resessif bir hastalıktır. Karın ağrısı en belirgin özellik olmakla beraber hastaların bir kısmında da artrit bulguları ön plandadır. Vaskülit ve amiloidoz hastalığın dikkat edilmesi gereken yönleridir. Amiloidoz, böbrek yetmezliğine yol açabilmesi nedeniyle, en önemli komplikasyonudur. Ancak kolşişin tedavisi ile AAA atakları azaldığı hatta kaybolduğu gibi amiloidoz gelişme riski de azalmıştır.
|
|
|
|
|
|
|
|
A Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Balıkyağında, karaciğerde, tereyağı ve kremada, peynirde, yumurta sarısında bulunur.Sonradan A vitamini (retinol) ne dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur.A vitamini karaciğerde depolanır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Vitamin A miktarı Retinol Equivalant ile ölçülür.
|
|
|
|
|
|
|
|
Tek yumurta ikizleri dışında bireylerin DNA’ları birbirine %100 benzememektedir. Ancak akrabalık ilişkisi olanlar (ör. anne, baba ve çocuklar) ortak DNA dizileri taşımaktadır. Bu iki özellik gerek iki birey arasındaki benzerlik ya da farklılığı ortaya çıkarmak, gerekse akrabalar arasında ilişki kurmak için kullanılabilmektedir. DNA kimlik testi bilinen kimlik tespiti yöntemleri arasında ayırım gücü en yüksek olanıdır. DNA kimlik testi yaygın olarak nesep ya da babalık tayininde ve Adli Tıp’ta kullanılmaktadır.
|
|
|
|
|
|
|
|
Hücrenin yapısının ilk keşfedildiği yıllarda basit bir molekül yumağından ibaret yapılar olduğu zannediliyordu. Ancak teknoloji ilerledikçe hücrenin iç yapısının inanılmaz derecede kompleks olduğu ortaya çıkmıştır.Hücre konusunda ders kitaplarında anlatılan bilgiler hücrenin en kaba halini göstermekle birlikte kolaylıkla anlaşılması için organel ve hücre sistemlerinin çizimleri oldukça basite indirgenmiştir.
Eğer hücre üzerine araştırmalarınızı derinleştirirseniz, yanlızca hücre zarının bile oldukça karmaşık sistemlere sahip olduğunu keşfedebilirsiniz.
|
|
|
|
|
|
|
|
Tabiattaki tüm varlıklar canlı form ve cansız form olarak iki gruba ayrılmışlardır.Cansız forma dahil olan varlıklar, üreyemeyen, solunum yapmayan beslenmeye ihtiyacı olamayan tüm varlıklardır. Örneğin denizler, göller, kayalar, bulutlar, dağlar vs. ekosistem içerisinde sürekli bir dönüşüm içerisinde olmasına rağmen canlı sayılmazlar.
Bir varlığın canlı sayılabilmesi için, az öncede belirttiğimiz gibi üreyebilmesi, beslenebilmesi, solunum yapabilmesi ve diğer canlılarla sürekli bir ilişki içerisinde olması gerekirki ancak böyle bir varlığa canlı denebilir. Bugün bilim adamları, canlıları sistematik olarak sınıflandırırken virüsün hangi kategoriye konacağı konusunda hala bir ittifak kuramamıştır.
|
|
|
|
|
|
|
|
Biyokimya, bitki, hayvan ve mikroorganizma biçimindeki bütün canlıların yapısında yer alan kimyasal maddeleri ve canlının yaşamı boyunca sürüp giden kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır.
|
|
|
|
|
|
|
|
Biyoloji veya Canlı bilimi, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır.
Biyologlar, tüm canlıları; tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte inceleyen, biyoloji bilimiyle uğraşan kişilerdir. Birçok süreci bünyesinde barındıran hayati süreçlerden bazıları; enerji ve maddenin işlenmesi, vücudu oluşturan maddelerin sentezlenmesi, yaraların iyileşmesi ve tüm organizmanın çoğalmasıdır.
|
|
|
|
|
|
|
|
AMİNO ASİTLER
Amino asitler kimyasal olarak popüler isimlendirilmeleriyle yapı blokları olup,vücutta protein üretirler. Bütün yaşayan canlıların yapılarını oluşturan proteinlerdir. Proteinler,insan vücudunda adale, bağlar, tendonlar, organlar, bezler, tırnaklar, saç, safra ve idrar hariç tüm vücut sıvılarının üretiminden direkt sorumludur. Proteinler kemiklerin büyüme ve gelişmesinde esas rol oynarlar. Enzimler,hormonlar ve genler işlevleri için proteinlere ihtiyaç duyarlar. Bunun neticesinde de protein eksikliği oluşur bu da zamanla daha ciddi bozukluklara yol açar.
|
|
|
|
|
|
|
|
I.BÖLÜM
1.1 ANATOMİ
Anatomi vücudunun yapısını inceleyen bilim dalıdır. İnsan anatomisi, insan vücudunun normal şekil ve yapısını inceleyen, en eski temel medikal bir bilim dalıdır. Anatomi terimi yalnız başına kullanılırsa, insan anatomisi anlamına gelir. Anatomi terimi Grek orjinli olup ana: içinde, ayrılmış, temnein: tome: kesmek, parçalara ayırmak kelimelerinden oluşmuştur. Latince kökenli dissectio (dis=ayrılmış, secare=kesmek) terimide anatomi ile aynı anlamı taşımakla beraber, dissectio günümüzde anatomi öğretiminin vazgeçilmez yöntemi olan kadavra pratiğini belirtmek amacı ile kullanılır.
|
|
|
|
|
|
|
|
Yeryüzündeki Azot Döngüsü
Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için oksijen ve karbondioksite ihtiyaç duydukları gibi, büyüyebilmek için de azota (N2) ihtiyaç duyarlar. Azot, canlı vücudunda özellikle nükleik asitlerin, proteinlerin ve vitaminlerin yapısında %15 oranında bulunmaktadır. Yani hayatın temel maddelerinden birini teşkil eder. Atmosferin de yaklaşık %78’i azot gazından oluşur. Ancak canlılar havadaki bu azotu, ihtiyaçları olmasına rağmen doğada bulunduğu gibi bünyelerine alamazlar. Bu gazın bir şekilde canlıların kullanabileceği hale dönüştürülmesi ve canlılar tarafından tüketilip bitirilmemesi için bir döngü şeklinde atmosfere geri dönmesi gerekmektedir. Bu zorunluluğu ise mikroskobik bakteriler karşılamaktadır.
|
|
|
|
|
|
|
|
AZOT VE KARBON DÖNGÜSÜ
1- AZOT DÖNGÜSÜ
AZOT NEDİR?
Görünüşte canlı maddenin görünüşüne ortalama %5 gibi çok küçük bir oranda katılmasına karşılık azot, canlı madde açısından son derece önemlidir. Atmosfer ve okyanuslarla birlikte yer kabuğu var olan azotun ancak %0,03’ ünü taşır. Geri kalanıysa yaşamın temel taşları olan protein moleküllerinde bulunur.
AZOT DÖNGÜSÜ
Azot döngüsü terimi azot elementinin biyokimyasal dolaşımını belirtmek için kullanılır. Azot kimyasal tepkimeye girme etkisi düşük bir elementtir. Bu yüzden çok az canlı organizma tarafından değerlendirilebilir yada “bağlanabilir”.
Mavi – Yeşil su yosunları ile bazı bakteri türlerinin içeren söz konusu organizmalarda amonyağa (NH3) dönüşen azot, aminositlerin, proteinlerin, nükleer asitlerin ve azot içeren öbür bileşenlerin yapımında kullanılır.
Azotu değerlendiren bakterilerden Rhizobium bakterileri bezelye, fasulye gibi baklagillerin ve yoncaların köküne yerleşirler. Azot, fırtınalı havalarda yıldırımın etkisiyle yükseltgenir ve oluşan azot oksit (NO) ile azot dioksit (NO2) yağmur suyunda çözündükten sonra toprağa karışarak nitratlar oluştururlar.
|
|
|
|
|
|
|
|
BAĞIŞIKLIK VE BAĞIŞIKLIK ÇEŞİTLERİ
I. İnsanda Savunma ve Bağışıklık
İnsan içinde yaşadığı ortamda hastalık yapıcı organizmalarla(bakteri, mantar, virüs, birhücreli ve asalaklar) her an karşı karşıyadır. Bu mikroorganizmaların vücuda girmesi çeşitli yollarla engellenir:
- Ağız yoluyla giren mikroorganizmalar mide asitleriyle parçalanır.
- Deri, mikroorganizmaların vücuda girmesini engeller. Ayrıca ter ve yağ salgıları da pek çok mikroba karşı antimikrobik etki yapar.
|
|
|
|
|
|
|
|
BAKTERİLER GENEL ÖZELLİKLERİ Monera alemini oluşturan prokaryot canlıların en yaygın ve en çok bilinen grubu bakterilerdir. O kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur diyebiliriz. En çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar. Bununla beraber, -90 0C buzullar içinde ve +80 0C kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır. Hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler. Deneysel olarak ilk defa 17. yüzyılda bakterileri gözleyebilen ve onların şekillerini açıklayan Antoni Van Lövenhuk olmuştur. Bakteriler bütün hayatsal olayların gerçekleştiği en basit canlılardır. Hepsi mikroskobik ve tek hücrelidirler. Büyüklükleri normal ökaryotik hücrelerin mitokondrileri kadardır.
|
|
|
|
|
|
|
|
BAKTERİLERİN İNSAN YAŞAMINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ
Çok basit yapılı ,yaygın çekirdekli genellikle klorofilsiz ve bölünerek çoğalan bir
hücreli canlılara bakteri denir.
Bakteriler hem bitkilerden hem hayvanlardan farklıdır;hızlı çoğalmaları ve biyokimyasal etkileri bakımından canlılar aleminin dengesini sağlamada çok büyük önem taşıyan bir grup oluştururlar.
Bakteriler bölünerek çoğalırlar,bölünme sonucunda ortaya çıkanlar ya bir arada kalır, ya ada yarılırlar.Biçimce çok değişiktirler ev yaşadıkları ortama göre bir görünüm edinirler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Bakterilerde Sınıflandırma
Bakteriler çeşitli özellikleri bakımından gruplandırılırlar. Bu özelliklerin başlıcaları ; şekilleri, solunumları, beslenmeleri ve boyanmaları olarak sayılabilir.
>>>Şekillerine Göre Bakteriler
Bakteriler ışık mikroskobuyla bakıldığında başlıca şu şekillerde görünürler.
a)Çubuk Şeklinde Olanlar (Bacillus): Tek tek veya birbirlerine yapışmışlardır. Tifo, tüberküloz ve şarbon hastalığı bakterileri bu şekildedir.
b)Yuvarlak Olanlar (Coccus): Genellikle kamçısızdırlar. Zatürree ve bel soğukluğu bakterileri bunlara örnektir.
c)Spiral Olanlar (Spirillum): Kıvrımlı bakterilerdir. Frengi bakterileri ve dişlere yerleşen Spiroket'ler bunlara örnektir.
d)Virgül Şeklinde Olanlar (Vibrio): Virgül biçiminde tek kıvrımlılardır. Kolera bakterisi gibi.
|
|
|
|
|
|
|
|
MONOSAKKARİTLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ:
1. Suda çözünürler.
2. Tatlı oldukları için basit şekerler de denir.
3. Daha küçük yapı birimlerine parçalamazlar(Hücre zarından kolay geçerler).
4. Karbon sayısı 3-8 arası değişir. Biyolojik önemi olanlar pentoz ve heksozdur.
DİSAKKARİTLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ:
1. İki monosakkaritten oluştukları için çift şekerler de denir.
2. İki monosakkarit birleşirken aralarında kurulan bağa glikozit bağ, bu olaya glikozitleşme denir.
3. İnsan ve hayvanların besin olarak aldıkları disakkaritler monosakkarite dönüştükten sonra hücre zarından geçebilir.
4. Biyolojik önemi olan disakkaritler maltoz, sükroz ve laktozdur.
POLİSAKKARİTLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ:
1. Kompleks şekerlerdir.
2. Çok sayıda monosakkaritin dehidrasyonu ile oluşur.
3. Yapı birimi glikozdur. Glikoz moleküllerinin farklı şekillerde bağlanmasıyla değişik polisakkaritler oluşur.
4. Canlılarda bulunan önemli polisakkaritler nişasta, glikojen, selüloz ve kitindir.
nGlikoz Nişasta + (n-1)Su
nGlikoz Glikojen + (n-1)Su
nGlikoz Selüloz + (n-1)Su
nGlikoz Kitin + (n-1)Su
|
|
|
|
|
|
|
|
20. yüzyılın en büyük dehalarından biri olan, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü 10 Kasım 1938 tarihinde kaybettiğimizde bütün ülke yas içindeydi. Bu yüce insana yakışır bir anıt mezarın yapımı, her büyük anıt gibi yıllar alacağı için Ankara Etnografya Müzesi, Atamıza geçici bir istirahatgâh oldu.
Anıt mezar için, öncelikle bir yer seçimi gerekmekteydi. 6 Aralık 1938’de oluşturulan bir ön komisyon Ankara’da sekiz ayrı noktayı inşaat yeri olarak belirledi. Üzerinde en çok durulan yer, Atatürk’ün çok sevdiği Çankaya idi. TBMM tarafından kurulan ve kesin yer tespitini yapacak olan büyük komisyon, Trabzon Milletvekili Mithat Aydın’ın önerisiyle, o yıllarda üzerinde meteoroloji istasyonu olduğu için Rasattepe olarak adlandırılan alanı mezar yeri için uygun gördü. Rasattepe, topografik konumu sayesinde, kentin uç noktaları olan Dikmen’den Etlik’e kadar geniş bir alan içerisinde görülebiliyordu.
|
|
|
|
|
|
|
Anket
| Yeni Tasarımımız Sizce Nasıl? |
|
SON ÜYELER
|
Bu Modül üzerinde güncelleme yapılmaktadır
|
|