Anasayfa |  Kayıt Ol |  Yeni Paylaşımlar |  İstatistikler |  Paylaşım Ekle |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Anasayfam Yap 

Site İstatistikleri

Siteye Yazanlar:
  1    demirhan 736
  2    meerthus 260
  3    DUYGU 2
  4    tubam 1
  5    important 1
  6    leyla 1
  7    deniz 1
  8    sedos 1


Makaleler:
  Son 1 Saat: 0
  Bugün: 3
  Bu Ay: 128
  Toplam: 1003
  Yayınlanmayı Bekleyen: 0


Kayıtlı Kullanıcı:
  Yeni Kayıt:5
  Son 1 Saat:0
  Bu Ay:124
  toplam:738
  Yasaklı:0

Son Kayıtlı Kullanıcı:
maralex

Takvim

«    Temmuz 2008    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Alt Kategoriler

Siteden Haberler


ZrmBilisim Katkıları İle 2009 Seo Yarışması

Sitemiz www.ZrmBilisim.com tarafından düzenlenen ZrmBilisim Katkıları İle 2009 Seo Yarışması yarışmacılarındandır. Sitemizde bulunan Makalelerde ZrmBilisim Katkıları İle 2009 Seo Yarışması ile ilgili ara bilgileri ve anlamsız kelimeleri mazur görünüz. Seo Yarışmasının Ödülleri Şu Şekilde belirlenmiştir;
1. siteye 500 Ytl
2. siteye 300 ytl
3. siteye 200 ytl
4. siteye 150 ytl
5. siteye 100 ytl
Yarışmaya Katılan Herkese Başarılar Dileriz.
ZrmBilisim Katkıları İle 2009 Seo Yarışması » Kitap Özetleri » Ali Çavuş
Ali Çavuş Ödev - Ödev Sitesi

Tanıtım Metini:

Askerliğin ruhu itaat ve cesarettir. Bu iki kavram olmadan hiçbir zafer kazanılamaz. Okuduğumuz bu parça Osmanlı döneminde itaat ve cesaretle kazanılan zaferler ve başarılı bir Osmanlı olan Ali Çavuşun muharebelerdeki askerlik hayatı anlatılmaktadır.


Metinin Devamı:

Ali Çavuş => Forumda Tartış


Askerliğin ruhu itaat ve cesarettir. Bu iki kavram olmadan hiçbir zafer kazanılamaz. Okuduğumuz bu parça Osmanlı döneminde itaat ve cesaretle kazanılan zaferler ve başarılı bir Osmanlı olan Ali Çavuşun muharebelerdeki askerlik hayatı anlatılmaktadır. Ali Çavuş, Manastırın “Lara” köyünden uzun boylu, aksakallı, geniş omuzlu aslan gibi bir Osmanlı’dır. Köyünde pazara giderken yol boyudaki gördükçe imrenir ve şöyle söylerdi; “Biz askerken hiç böyle eğitim yapmıyorduk, hele atışlar bize atış için en fazla beş kurşun veriyorlardı, bunlar ise yüz kurşun harcıyor. Allah bilir bunlar bu eğitimle bütün dünyayı yener hiçbir kurşunu boşa atmazlar” derdi.
Ali Çavuş askerlikten sonra katıldığı muharebeleri şöyle anlatır; “Otuz , otuz beş yaşlarındaydım. Bir gün tarlada çalıştıktan sonra eve geldiğimde bize köy muhtarı silah altına çağrıldığımızı söyledi. Tarih doksan üç senesinin Haziran ayıydı, hemen aklıma askerliğimdeki yüzbaşımın sözleri geldi. Bize şöyle derdi, “Çocuklar yurdunuz tehlikeye düştüğünde silah altına çağrıldığınız zaman hiç vakit geçirmeyin. Çünkü geç giderseniz düşmanın pis ayakları güzel vatanımızı pisletir.” Birliğe giderken daha önce tecrübe edilmiş iki tane kalın kazak, giyilerek denenen iki çift potin ve iki çift yün çorabı alın” demişti. Olur ya devlet potin verir ayağınızı sıkar, kazağınız olmaz soğuktan donarsınız…” bende bu sözleri anımsadıktan sonra çantamı hazırladım, ailemle vedalaşmak için döndüğümde karım ağlıyordu ve bana hiç olmazsa bugünde kal diyordu; ama ben vatanın azizliğini biliyordum eyvallah deyip koyuldum yola. İlk önce birliğe giden ben olmuştum. Binbaşı kalkıp beni alnımdan öptü ve daha önce askerliğimi yapmış olduğumdan beni onbaşı yaptı.
Günlerce kara ve deniz yolculuğu geçiriyorduk bize silah verip doldurup boşaltmayı öğrettiler. Çok yorulmuştuk ama pişman değildik. Bu yüzden düşmanı ezmek için acele gitmek istiyorduk. Öğrendiğimizde Moskoflar balkanları aşmış, kazaklar bizimkilerden on beş esir etmiş ve Çerkez süvarileri de bizim karakolu önünde görülmüşler. Bizim komutanımız 19 yaşlarında mektepten henüz çıkmış bir yüzbaşı idi. Bana da birinci bölüğün ikinci mangasını vermişlerdi. Akşam yoklamasında bize Moskoflara hücum edeceğimiz söylendi. Ben Dursun çavuştan aldığım yağla potinleri yağladım. Ertesi gün yola çıktığımızda bazı arkadaşlarımız yürüyemiyorlardı herhalde potinleri sıkıyordu bazıları da akşam abur cubur yediğinden yürüyemiyordu. Biz ilerledik gittik yoklama yapıldığında üç arkadaşımız yok idi. Sonra ikisi geldi bir askerimiz yoktu. Sorduğumuzda önce bayılıp düştüğünü ayılttıktan sonra da gelirken 29-30 kazak askerinin saldırısıyla kaçamayıp öldüğünü söylediler. Bizim manga önde düşmana saldırıp mahvedip dağıtmak için yürüyorduk. Düşmanı bir tepenin üzerinde gördük ama biz komutanımızın emri ile devamlı ileri gidiyorduk, tam o sırtın ardına kadar gittik önümüzde kaçan düşman askerleri 1000 metre uzaklaşınca bizde kurşunumuzu boşa harcamamak için ateşi kestik. Devamlı ilerliyor düşmanı takip ediyorduk. 1500 metre ileride düşman askerlerini gördük ama aldırmadık. Hep beraber ilerledikçe içimizi heyecan sarıyor bir an önce düşmanı bastırıp kafalarını ezmek istiyorduk.
Muharebelerde en önemli şeylerden birisi de elindeki mermiyi iyi ve idareli kullanmaktı. Bir gün düşmanla çarpışırken bizimkilerden bazılarının mermileri bitmişti. Biz onbaşılar elimizde bulunan mermileri her askere beş mermi düşecek şekilde dağıttık. Gece gündüz düşmanı ezmek için yürüyorduk. Komutanımız bize her gece ateş etmememizi hatta öksürmememizi söylüyordu. Düşman askerleriyle çatışmaya girmiştik ki gözümün önünde bir asker düşüp yuvarlandı, ben öldü diye yanına gittiğimde ölmemişti. Komutanım bana yanındaki askeri nasıl öldü sandın mermi vızıltısı bana kadar geliyordu vızıldayan mermi sesi geldiğinde demek ki asker ölmemiştir derdi. Yine bir gün düşmanla çatışırken bir mermi omzumdan işlemişti, ben şehit olacağım diye seviniyordum ama yüksek makama ulaşamamıştım. Günler geçtikçe yaram iyileşti. Biz bölük bölük ayrılmıştık; bizim bölükten 95 kişiden sadece 42 kişi kalmıştık. Cephanemizde bitmek üzereydi ki bir anda bizim Dursun çavuş ileri atıldı. Süngüsünü takıp düşmana saldırdı. Biz de o heyecanla Dursun çavuşu takip edip düşman sürüsünü hasır gibi yerlere sermiştik. Tabur komutanı o akşam Dursun çavuşu çağırıp alnından öpmüştü. Bu heyecanı hepimiz duyuyorduk, bunun için ertesi günkü çarpışmada hepimiz ileri atılmak için birbirimizle yarışıyorduk. Düşmanı tam sıkıştırmıştık ki bize geri çekil emri geldi. Bu durum bizim hoşumuza gitmedi ama komutana itaat etmek bizim için en büyük görevdi. Komutanımızın bizi niye geri çektiğini sonradan öğrenmiştik, çünkü geri çekilmeseydik 1500 kadar düşman askerinin tuzağına düşecektik ( komutan yanılmaz ). Balkanlarda bu durum böyleyken düşman askerlerinin Anadolu’ya girdiğini öğrenmiştik . Düşman Kars’a girip Kars kalesine kadar ilerlemiş. Biz de bu durum karşısında Anadolu’daki kardeşlerimize yardım etmek için Anadolu ya gelmiştik. Kısa sürede düşmanı kovup mahvetmiştik. Kazandığımız zaferlerin tek sırrı komutanımıza itaatimiz ve cesaretimizdi. Erzurum dan Kars’a kadar düşman kaçıyor girecek delik arıyordu . Bizi savaşla yenemeyeceğini anlayan düşman bizi içten yıkmak için bir plan hazırlamış, şeriat elden gidiyor deyip halkı kandırıyor ve cahil köylülere de rüşvet vererek durumu genişletiyordu. Bu durum içimizde dilden dile dolaşıyor her gelen haberi komutanımıza bildiriyorduk. Komutanımızda “Düşmanın bizi içten yıkmak için yaptığı düşman hileleridir” diyordu. Bunlara kanmayın zaten kananlarda cezasını çekiyordu. Başkomutan tarafından verilen emirle kurşunlanarak vatana ihanet suçundan kurşunlatılmış ve hepsi ölmüştü. Düşmanın bu planı da boşa çıkmıştı.
Bizim hiç sarsılmayan itaat ve cesaretimiz bizi zaferden zafere taşıyordu ve bizim gibi Osmanlıya da bu yakışırdı”. Deyip sözünü bitirirken benim çavuş olmamda bu zaferlerden dolayı diyordu.

Kategori:

Kitap Özetleri

  • Suç ve Ceza Romanının Özeti Dostoyevski
  • Kaşağı-Ömer Seyfettin
  • Felatun Bey İle Rakım Efendi Özeti (Ahmet Mithat)
  • ARABA SEVDASI - Recaizade Mahmut EKREM
  • Ömer’in Çocukluğu Kitap Özeti (Muallim Naci)
  • William S. Cohen - Abluka
  • Carlos Ruiz Zafon - Rüzgarın Gölgesi
  • İpeğin İmparatoriçesi: Dünyanın Çatısı
  • Alemdağda Var Bir Yılan - Kitap Özeti
  • ESMERALDA - Kitap Özeti
  • Tek Adam Şevket Süreyya Aydemir - Kitap Özeti
  • Türkçe “Off” kitabının özeti - Tanıtımı
  • Vassaf Bey kitap özeti
  • Reinventing Government - David Osborne - Ted Gaebler
  • Rahatlık Tuzağını Aşmak
  • Visions-Michio Kaku-Vizyonlar
  • Pegasus Sırrı
  • Dudaktan Kalbe
  • Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Adlı Romanının Raporu
  • DİVAN
  • UfacıktımAnkara Ekspresi
    Anahtar Kelimeler:dü351man, itaat, bizim, kadar, dü351man305, durum, Osmanl305, be351, Dursun, sonra, mermi, 351öyle, ezmek, bo351a, Bizim, ileri, diyordu, silah, derdi, hiçbir
    GoogleCuilLive SearchYahoo Search
     
    Değerli Ziyaretçimiz, Sitemize Kayıtsız Kullanıcı olarak giriş yaptınız. Sizi Sitemize KAYIT OLmaya davet ediyoruz. Kayıt işlemi tamamen ÜCRETSİZdir. Sitemize kayıt olduğunuzda, Kayıtsız Kullanıcıların erişiminin engellendiği alanlara Tam Erişim iznine ve Kayıtlı Kullanıcılara özel birçok ayrıcalığa sahip olacaksınız.
    OKUNMA: 131 YAZAR: meerthus 29 Temmuz 2008 YAZDIR

    Bilgi
    Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.

    Kullanıcı Paneli

    K. Adı:
    Şifre:
     

    Anket

    Yeni Tasarımımız Sizce Nasıl?

    Güzel Ötesi
    Güzel
    Berbat
    Berbat Ötesi
    Yorum Yok


    Son Eklenenler

    Sponsor

    Son Üyeler

    Sponsor


    Dost Siteler


    Seo yarışmasından Dolayı Kodlar kaldırılmıştır. Bu bir kuraldır

    Anasayfa |  Kayıt Ol |  Yeni Paylaşımlar |  İstatistikler |  Paylaşım Ekle |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Anasayfam Yap 

    ZrmBilisim Katkıları İle 2009 Seo Yarışması

    avşa kodu seo yarışması nedenıyle kaldırılmıstır web tasarımı web tasarım kurye Sohbet sohbet kurye webmaster forum